Havaalanında cenazeyi beklerken ağlamıştım en çok. Teyzemin omuzunda, teyzemle beraber. İnenlere bakarken sormuştu "bizim yolcumuz niye yürüyerek gelmiyor" diye.
Dedemin ölümü koymuştu ama en çok. O da hastaydı, hastanedeydi. Bir gece tiyatro provasından çıktık, telefon geldi. Bilirsiniz, öyle durumlarda insanın yüreği "hop" eder, kötü haber diye. "Olmasın" dedim içimden ama babam hal hatır faslından sonra "dedeni kaybettik" dedi. Hiç gitmemiştim hastanede ziyaretine, çıkacak diye. Onun acısı mı, annemin hali mi, hangisini düşüneceğimi şaşırdım. Yiğitliğe bok sürdürmemek için arkadaşlarımın yanında güçlü durmaya çalıştım ama...
Çok ağladım.
"Cici"mizi kaybettik sonra, babamın teyzesi. Sonra "Muharrem Dayı" gitti kardeşi Ömer'in yanına. En son da babaannemi uğurladık öte tarafa.
Her ölümle birlikte kanıksadım sanki durumu. Üzüntü, gözyaşı vardı yine ama azalıyor muydu ne? Düşünüyordum "acaba gün gelecek bir yakınımı kaybedeceğim ve duygusuz bir adam gibi duracak mıyım öyle?" diye. Halbuki öyle biri değildim ki ben. Değilim yani. Barış Manço'nun ardından, Cem Karaca'nın ardından, Zeki Müren'in ardından ağlayan benim çünkü. Yine de merak ediyordum.
Bugün...
Almanya'dayım. Yemek için otelden çıkacağım, hazırlanıyorum. Twitter'da "Lefter hayatını kaybetti" haberi... Hiçbir kaynakta yok, kızanlar var "her duyumu haber yapmayın" diye. Rahatlıyorum ama içime de bir kurt düşüyor. Çıkıyorum. Bir süre sonra yemekte telefondan kontrol ediyorum... Haber doğru! Ordinaryüs yok artık! Yanımda arkadaş var, mekan kalabalık. Berbat gitarcı latin ezgileri çalıyor. Gözüm doluyor! Saçmalama, dur oğlum! Yaşın 36, izlemedin ki sen hiç Lefter'i! Ne yapıyorsun? Yok, olmuyor. Gözyaşları süzülüyor yanağımdan. Durdur kendini! Olmuyor. Kafamı dağıtmaya çalışıyorum, muhabbet ediyoruz. I-ıh. Kalkalım mı? Hesap lütfen! Otel... Bilgisayarı açıyorum, gözyaşları içinde bu satırları karalıyorum.
(Sonra bir bakıyorum, takmışın koluna Rauf Denktaş'ı da. Çocukluğumuz, gençliğimiz bir figürünü daha yitirirken aslında kaybettiğimizin o yıllar olduğunu fark ediyorum acı acı.)
Dayılarıma, dedeme, babaanneme, Cici'ye... Selam söyle hepsine Küçükandonyadis Lefter. "Barış Abi"ye, "Cem Baba"ya, "Sanat Güneşi"ne de... Sonra da bul "Baba" Hakkı'yı, "Taçsız Kral" Metin'i. Yerin o güzel insanların yanı çünkü.
Rahat uyu Lefter. Toprağın bol olsun!
NOT: Bir mum yakın benim için ve Lefter heykelinin oraya bırakın usulca.
Lefter Küçükandonyadis
22 Aralık 1925 - 13 Ocak 2012

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder