http://www.youtube.com/watch?v=Mb3iPP-tHdA
Neyse, ne yazacaktım ben? Unuttum. Hah! Sabah sabah bir arkadaşın "o captain, my captain!" twit'ine takıldım. Ona cevap yetiştirirken şiir, çevirisi ve film geldi bir anda aklıma...
Pardon, şimdi herkesi biliyor gibi zannettiğim için anlamsız kaçmıştır bir kısmınıza. E, o zaman kısa bir bilgilendirme.
ABD'li şair Walt Whitman'ın (1819-1892), tiyatroda uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen ABD Başkanı Abraham Lincoln için 1865'te yazdığı bir şiirdir "O Captain My Captain". Bu şiirin bir Can Yücel çevirisi vardır ki, "çeviri nasıl yapılır?" sorusuna cevaben okutulsa yeridir. Film konusuna gelince, 1989 yapımı "Dead Poets Society", bizdeki adıyla "Ölü Ozanlar Derneği"nde başroldeki Robin Williams'ın canlandırdığı sıradışı öğretmen John Keating karakteri, öğrencilerinden kendisine bu şekilde hitap etmelerini ister: "O Captain My Captain"
Tamam mı? Hepimiz bilgilendik mi? Devam o halde.
(Kulaklıktaki müzik değişeli çok oldu. Yunanca bir şarkı var şu an, ne diyor bilmiyorum. Sade kahvem de geldi.)
Efendim, önce Walt Whitman'ın şiiri:
O CAPTAIN MY CAPTAIN
O Captain my Captain! our fearful trip is done,
The ship has weathered every rack, the prize we sought is won,
The port is near, the bells I hear, the people all exulting,
While follow eyes the steady keel, the vessel grim and daring;
But O heart! heart! heart!
O the bleeding drops of red,
Where on the deck my Captain lies,
Fallen cold and dead.
O Captain! my Captain! rise up and hear the bells;
Rise up--for you the flag is flung for you the bugle trills,
For you bouquets and ribboned wreaths for you the shores a-crowding,
For you they call, the swaying mass, their eager faces turning;
Here Captain! dear father!
This arm beneath your head!
It is some dream that on the deck,
You've fallen cold and dead.
My Captain does not answer, his lips are pale and still;
My father does not feel my arm, he has no pulse nor will;
The ship is anchored safe and sound, its voyage closed and done;
From fearful trip the victor ship comes in with object won;
Exult O shores, and ring O bells!
But I, with mournful tread,
Walk the deck my Captain lies,
Fallen cold and dead.
İngilizce bilenler ne düşünürler bilmiyorum ama Can Yücel çevirisi de aşağıda ama çeviriye geçmeden önce, Walt Whitman'la Can Yücel arasındaki benzerlik dikkatimi çekti.

Gelelim Can Baba'nın çevirisine:
OY REİS! KOCA REİS!
Oy reis, koca reis, alnımızın akıyla döndük seferden.
Savuşturup onca belâ, onca fırtınayı, sonunda murada erdin.
İşte liman, bak, çanlar çalıyor, bayram ediyor ahali,
Gördüler pupa yelken geliyor, gözüpek, gözü yeşil yelkenli.
Neyleyim, neyleyim ki ama...
Bu kan damlalarını nideyim?
Gayri uzanmış güverteye reis,
Soğumuş ellerini mi öpeyim?
Oy reis, koca reis, kalk da şu çanları dinle bari!
Baksana, senin bayrağın çekilen, senin şarkın söyledikleri!
Senin için bu çiçekler, senin için toplaştılar sahillerde,
Seni çağırıyorlar, bak, senin adın geziyor dillerde!
Gel, reis ağacığım benim,
Kolumun üstüne yatırayım seni.
Çoktan öldüğünü unuttum ama,
Bu kan damlalarını nideyim?
Reis cevap vermiyor sözüme, dudakları söylemez olmuş,
Ağam kolumu duymuyor bile, ne yüreği ne kalbi kalmış.
Sağ salim demir attı gemi, bitti artık sona erdi sefer,
Savuşturup onca belâyı, kazanılan bir güzelim zafer.
Bayram etsin sahil, çalsın davullar!
Yalnız bırakın beni gideyim!...
Reisin yattığı güvertenin üstünde
Böyle dolaşmayıp da nideyim?
Yıllar öncesinin TRT çevirisi, anlaşılmaz bir biçimde "Albayım, sevgili albayım" şeklindedir. Şiiri bilen birinin asla yapmayacağı bu hata bir yana, İngilizce'deki "captain" sözcüğü, "kaptan" anlamından başka "yüzbaşı" anlamına gelmektedir. "Albay" da nereden çıktı? (Yeri gelmişken "Kaptan" Amerika'ya selam ederim!)
Bu ne idüğü belirsiz yazıyı nasıl bitireceğim konusunda hiçbir fikrim yok. O yüzden kaçtım ben!
Görüşürüz timsah!
HAMİŞ: Başlık da amma saçma oldu ha!
verdim şukuyu!
YanıtlaSilonury